Ankara Yüzük Oyunu

Ankara Yüzük Oyunu

İleti cvolkan89 23 Mar 2008, 16:36

Halk eğlenceleri: Ankara Yüzük Oyunu.

--------------------------------------------------------------------------------
KAYNAK: ÜLKÜ – MİLLÎ KÜLTÜR DERGİSİ, ANKARA, 16-HAZİRAN-1942, SAYI: 18, SAYFA: 9-10-11.

HALK EĞLENCELERİ :

ANKARA YÜZÜK OYUNU

Naki Tezel

Bilmem Ankaralı okuyucularım hatırlarlar mı? Geçen ilkkânunun on altısında, Ankara Halkevi’nde “Ankara Folkloru” gecesi yapılmış ve o gece ilk olarak Yüzük Oyunu oynanmıştı. O gün Hisarlılarla Karabaşlılar arasında oynanmış olan yüzük oyununun tam bir şeklini Ankara’nın Bayındır ve Kutludüğün köylerinde seyrettim. Bu oyunu anlatacağım:

Yüzük oyunu, iki küme arasında oynanır. Her kümenin içinde bir türkücü vardır. Bunlar, oyunun gidişine ve kazanılan sayılara göre türkü söyleyerek karşı tarafı kızdırmağa, onlarla alay etmeğe çalışırlar.

İki küme karşılıklı olarak yerlerini aldığı zaman ortaya 11 tane mendil konur. Bu mendillere çokluk “çaput” denilmektedir.

Yapılacak ilk iş, yüzüğü hangi tarafın saklayacağını kestirmektir. Bunun için birisi eline bir mendil alır. Bu mendilin yan yana iki köşesini ip gibi burar. Kimseye göstermeden yüzüğü bunlardan birine geçirir. Sonra, mendili avucunun içinde saklayarak, burulmuş olan iki köşeyi kulak gibi avucunda bırakır. Karşı tarafın elebaşısı bu kulaklardan birini çeker. Eğer yüzük çektiği kulakta çıkarsa onlar, çıkmazsa öteki taraf yüzüğü saklamak hakkını elde etmiş olur. Yüzüğü alan taraftan biri ortaya gelerek, yerdeki 11 mendilin altına elini sokup çıkararak ve tabii hangisine soktuğunu belli etmeyerek yüzüğü bunlardan birisinin altına bırakır.

Karşı taraf, yüzüğün hangi mendil altında olduğunu tahmine başlar. Birbirleri ile konuşurlar. Saklayanın yüzüne bakarak mana çıkarmak isterler. Ve nihayet birisi açmağa başlar. Şayet yüzük ilk kaldırılan mendilin altında bulunursa, partiyi alırlar. O zaman onların türkücüsü şöyle söyler:

Yüzüğümün kaşı,
Cevahir taşı,
Yüzük bulundu,
Sinem delindi.

Eğer yüzük ilk mendilde bulunmazsa, diğer çaputların boş çıkması ve yüzüğün en son mendilde kalması lazımdır. İlk mendili yüzüğü saklayan tekrar kapatır ve kapalı olan elini bunun altına sokar. Belki de yüzüğü hiçbirinin altına koymamıştır da, bu ilk açılıp boş çıkan mendilin altına koymuştur. Buna “dolma” derler.

İlk elde yüzük bulunmadığı zaman, yüzüğü saklayanların türkücüsü şunları söyler:

Al almışlar alaktan, malaktan
Dam sarsan,
Pala yutan,
Ali taşından,
Taş yuvarlıyanların keyfi teee..

Söylenen türkülere bazen kümenin bütün adamları katışırlar. Sayı on olduğu zaman artık alay başlar:

Bakkallarda olur huni,
Hanım kızlar giyer donu,
Duydunuz mu koca onu..
Oha yilelli cânım..
Oha yileli yileli,
Oynaman bâri
Gel darıl da bizden ol,
Tummanı(1) yırt da benden ol..

Bir taraf sayıyı 18’e çıkardı mı ilâmını yazsın diye Alanya’dan kadı çağrılır. Telgrafla çağrılan kadı “seyri seri” ile gelir. Arkasına bir gocuk, cüppe veya buna benzer bir şey giymiş, başına da bir kavuk geçirmiş veya bir şey sarmıştır. Kadı içeriye gelince niçin çağırıldığını sorar. Yüzük oyununda 18 sayı kazanılmış olduğundan bu rakamın ilâmını yazması için kendisinin rahatsız edildiğini söylerle ve bir sandalyeye oturturlar. Kadı eline baston gibi bir değnek veya bir sopa alır. Mağlup vaziyette bulunan tarafın adamlarına bu sopayı birer birer vererek birine bu kalemi(!) yontturur, birine sildirir, diğerine mürekkebe batırması için verir; böylece kadı da ilk anda mağlup tarafın adamlarıyla alay etmiş olur. Bu iş bittikten sonra, kadı yüksek sesle ortaya sorar; galip vaziyette olan taraf hep birden cevap verir:

- Beş ilen beş?
- On!
- Ve beş dahi?
- On beş!
- Ve üç dahi?
- On sekiz!
- Üç altı?
- On sekiz!
- İki dokuz?
- On sekiz!
- Otuz altı yarım?
- On sekiz!
- Yetmiş iki urub(2)?
- On sekiz!
- Sayımız kaç?
- On sekiz!
- Ağalar da duysun?
- On sekiz!

Kadı susar ve sonra kalkıp gider. O gittikten sonra 18 sayıyı yapmış olan tarafın hep birden şu türküyü söylediği duyulur:

Aldınız mı dalyanızı,
Akıttık mı salyanızı,
Tıkadık mı sesinizi,
Hey şirililli lom..
Ve bu canlar yüzükçüdür,
Kabak sezerler,
Çantada gezerler,
Kiremit ezerler..

Bu sözler her iki tarafı da güldürür. Diğer taraftan kızdırmış, hem de harekete geçirmiştir. Oyun kızışır. Mendiller, sopalarla çabuk çabuk kaldırılır. 18 sayının türküsü bitip yüzük tekrar saklanmağa başlayınca, galip tarafın sesi gene işitilir:

On sekizde çalar bu zurna,
Yâr yâr bu zurna..
Ustada berberin sıtılı,
Yâr yâr sıtılı..
…………(3) aldı fitili,
Sağdıcı yuttu hatılı,
…………a vurun semeri,
…………a sürün kaşağıyı,
…………a sürün gebreyi..

Bu sözler her iki tarafı da güldürür. Diğer taraftan da oyun çabuklaşır. Neticede ya yenilmeğe başlamış olan taraf yüzüğü alarak sayısını yükseltir veyahut da büsbütün kaybederek karşı taraf sayısının çabuk yükselmesini temin eder.

Sayı otuza çıktığı zaman, türkücü başı sesini yükseltir. Diğerleri de ona iştirak ederler:

Notozu cânım, notozu,
Notozu cânım, notozu,
Hanımlar bağlar hotozu hey..
Duydunuz mu koca topuzu?
Duydunuz mu koca öküzü?
Duydunuz mu koca otuzu?
Hey şirilillli lom..

Karşı taraf kızdıkça, galip taraf gemi büsbütün azıya alır:

Hele nolmuşlar, nolmuşlar?
Hele nolmuşlar, nolmuşlar?
Hem sararmış, hem sormuşlar hey..
Bayağ mezar taşına dönmüşler..

Şayet bu sırada mağlup taraf yüzüğü buluverirse, aralarında bir hareket doğar, neşelenirler:

Yüzüğü buldu eşimiz,
Mevlâ’ya kaldı işimiz, hey..
Şu mu yüzükçü başınız?
O hey lilli cânım..
Gel darıl da bizden ol,
Tummanı yırt da bezden ol..

Fakat sevinçleri pek kısa sürer. Zira acele ile ve sevinçle yüzüğü saklarlarken beceriksizlik yaparak onu hangi mendilin altına koyduklarını belli ederler. Sayısı yüksek olan taraf, maneviyatının da yüksekliği neticesi olarak yüzüğü kolayca bulur. Kaşla göz arasında saklanan yüzüğü esasen partiyi tekrar kaçırmaktan doğan üzüntüden dolayı karşı taraf bulamaz. Sayı 40 olunca, galip tarafın türkücü başısı da durmadan hiciv söyler:

Kediyi koydum torbaya mırnav..
Döverim gelmez tövbeye..
Kedi deyil habibistan bistan..
Su içer kalaylı tastan..
Eyidir ha kıygasız dosttan dosttan..
Hâin komşunun kedisi..
Yaman ellerin pisisi..

40 sayı dolduktan sonra yüzük tekrar saklanırken artık kazanan hemen hemen belli olduğu için karşı tarafın perişan haline bakılmaksızın alay devam eder:

Bir inek aldım pazardan,
Çatladı öldü nazardan,
Yüzükçü başını sorarsan,
Hortladı çıktı mezardan..

Mağlup taraf da biraz gayrete gelmek için yavaş yavaş söylenir:

Neyriyoruz, neyriyoruz?
Hey zalim nenni nenni nenni..
Bahçede gül deriyoruz..
Çelebim amman..

Bu sırada yüzük mağlup tarafa geçmiş olabilir. Tesadüfle birkaç elde birkaç sayı alıp da sayılarını yavaş yavaş yükseltmeğe başladılar mı yüzleri güler, umuda düşerek türkü söylemeğe başlarlar:

Yapça yapça(4) varıyoruz,
Hey şirililli lom..
Ve bu canlar yüzükçüdür,
Boşu sezerler,
Çantada gezerler,
Kiremit ezerler..

Eğer sayıları yavaş yavaş değil de çok çok yükseliyorsa o zaman “yapça yapça varıyoruz” değil de “paldır küldür varıyoruz” derler.

Galip tarafın sayısı 40’ı aşmıştır. 50’yi yapıp oyunu bitirmek için daha birkaç sayı istemektedirler. Bu sırada partiyi alıverirlerse sesleri alaylı bir eda ile yükselir:

Testemam, testemam..
Beşten gayri istemem..

Sayı 50’yi bulunca oyun bitmiştir. Mağlup taraf yarı küskün, yarı zoraki gülerek yerinde doğrulup köşelere çekilirken galip taraf hep bir ağızdan zafer türküsünü çığırır:

Er kalkarlar hamur’kerler,
Hey zalim nenni nenni nenni,
Yüzük oynayanlar terler,
Çelebim amman..
Dizelenmiş Kırbıs’ın(5) keller,
Hey şirililli lom..
Boşu sezerler..
Hey hani ki hani ki,
Yıldız saydım on iki,
Hep dedeler burada,
Şamdan dede hani ki?

Birisi kalkar, dışarıdan mumu yanmış olarak bir şamdan getirip ortaya koyar. Galip ve mağlup tarafın türkücüleri beraberce şu türküyü söylerler:

Tekneyi yaptılar çamdan,
İşlerimiz olmuş kaptan,
Kalk bakalım sarı şamdan..

Türkücüler beraberce ayağa kalkarlar. Bir tanesi şamdanı eline alır. Birlikte;

Sürdüm tekkeye vardım,
Bir âşık gelmiş dediler,
Sordum ol âşık kimdir,
Yüzükçü başı dediler..

türküsünü söylerler. Bir saniyelik bir duraklamadan sonra gene beraberce;

Dost dost eyvallah,
Helva yeriz inşallah,
Şalgam yerler maşallah..

türküsünü söyleyerek galip tarafın yüzükçü başısının önüne gelirler. Şamdan onun eline verilir. Türkücüler şu türküyü çığırırlar:

Tabakhane baştan başa,
Keklik seker daştan daşa hey..
Yüzükcüsün sen bin yaşa,
Oha yilelli cânım..
Oha yileli yileli,
Şunlar nereli?

Bundan sonra kadının önüne gelirler. Ona çığırılan türkü de şudur:

Nadısı canım nadısı,
Kazlar olur badısı,
Arslan kolunun kadısı
Oha yileli cânım..

Sıra ile galip tarafın adamları önünde birer birer durarak ve şamdanı onlara tutarak methiyeler söylerler:

1
Nâsı canım nâsı,
Hilâlin olur bahası,
Arslan kolunun ağası..
2
Natibi cânım natibi,
Menberi nolur hatibi,
Arslan kolunun kâtibi..
3
Nefesi cânım nefesi,
Başında vardır mor fesi,
Yüzükçülerin efesi
O ha yileli cânım..
4
Narlasın cânım narlasın,
Dünekte kuşlar parlasın hey..
Koynunda üç kız terlesin.
Oha yileli cânım..

Bundan sonra sıra mağlup tarafa gelmiştir. Her birine muhtelif cezalar verilir ve dokunaklı türküler söylenir. Bir tanesi şudur:

Ben bu arkı atlatırım,
Çayır çimen otlatırım,
Gözlerini patlatırım,
Sen mi sezdin yüzüğü?

Oyun bu.. hiç kimse verilen cezaya kızmaz. Mağlup tarafın en ihtiyarı koca öküz yapılır. Türkücülerden biri elinde şamdanla yere çömelir. Diğeri koca öküz yapılacak adamın önünde oturur. İki türkücü bir ağızdan şunu söylerler:

Koca öküzü koyuverdim ormana ormana,
Yedi içti gelemedi dermana dermana,
Bu yıllık ta süreydi harmanı harmanı,
Sermayesi gönde kalan koca öküz, beytemal öküz.

Koca öküz de mezerlikte yayılır yayılır,
Tesliklerde suyu görür bayılır bayılır,
Sırtında da izeleri sayılır sayılır,
Sermayesi gönde kalan koca öküz, beytemal öküz.

Koca öküz yedi gitti pancarnan soğanı,
Kaldırdım başına vurdum söğeni söğeni,
Kaldırdıkça fork fork eder ko…ı ko…ı,
Sermayesi gönde kalan koca öküz, beytemal öküz.

Gençliğinde kuşlar gibi uçarsın uçarsın,
Dere tepe demez dümdüz geçersin geçersin,
Kocayınca sinirine ……………………………,
Sermayesi gönde kalan koca öküz, beytemal öküz.

En sonunda şamdanı galip tarafın türkücüsü eline alır. İki türkücü ayağa kalkarlar:

Allah’a ısmarladık sizi,
Duadan unutmayın bizi, hey..
Yarın yine yakalarız biz sizi,

diyerek oyuna son verirler.

DİPNOTLAR
(1) Tumman: don.
(2) Urub (rubu): dörtte bir.
(3) Mağlup tarafın elebaşısının ismi söylenir.
(4) Yapça: yavaş.
(5) Kırbıs (Kıbrıs): Cebeci nahiyesine bağlı bir köy.
Kullanıcı avatarı
cvolkan89
 
İleti: 1427
Kayıt: 23 Mar 2008, 12:03
Konum: Taşlıtarla

Re: Ankara Yüzük Oyunu

İleti evRen 23 Mar 2008, 16:37

Teşekkürler arkadaşım, 7 mesajın olmasına rağmen bu foruma çok katkın olacakmış gibi hissediyorum :P
Kullanıcı avatarı
evRen
Site Yöneticisi
 
İleti: 1302
Kayıt: 18 Mar 2008, 11:27

Re: Ankara Yüzük Oyunu

İleti cvolkan89 23 Mar 2008, 16:40

belki yönetici bile olurum, site sahibinin 12 mesajı olduğuna göre :P
Kullanıcı avatarı
cvolkan89
 
İleti: 1427
Kayıt: 23 Mar 2008, 12:03
Konum: Taşlıtarla


Yöresel Tanıtım

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir